|
Yazının Başlığı:
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE FİNANSAL İSTİKRARI SAĞLAMAYA YÖNELİK
POLİTİKALAR (POLICIES FOR MAINTAINING FINANCIAL STABILITY IN
DEVELOPING COUNTRIES) (*)
Yazarın Adı: Dr. Ufuk
Başoğlu, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
İktisat Bölümü
Anahtar Sözcükler:
finansal serbestleşme (financial liberalisation), finansal istikrar
(financial stabilisation), finansal kriz (financial crisis)
Öz:
Küreselleşen dünyada, 1980’lerden beri gündemde olan finansal
serbestleşme olgusu, sermayenin küresel düzeyde kısıtlamasız ve
serbestçe hareket etmesine neden olmaktadır. Ancak bu durum, dünya
çapında finansal istikrarsızlıkların yayılmasına yol açmaktadır.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan bir finansal krizi
engellemek, bu ülke için olduğu kadar dünya ekonomisi için de önem
taşır. Bu çalışmada, gelişmekte olan ülkelerin karşılaştıkları
finansal krizden kurtulabilmesi için ve krizin yayılmasını
engellemek önerilebilecek politikalar üzerinde durulmaktadır.
In a
globalizing word, the concept of financial liberalisation, which is
subject to economics since 1980’s, provides the capital more freely
and without limits and bounders worldwide; however, this stutation
causes the financial instabilities spread also worldwide. It is
especially important to prevent any financial crises which might
occure in any developing countries for wold economy as well as for
that spesific country. With this paper, it is studied the policies
how the developing countries could get out of the financial crises
they meet and how the spread-out of such a cris can be prevented.
1. GİRİŞ
Finansal piyasaların
uluslararası düzeyde bütünleşmesi, ulusal ekonomilerde ortaya çıkan
krizlerin finansal piyasalar aracılığıyla global düzeyde etkide
bulunmasını beraberinde getirmiştir. Bu anlamda, finansal
piyasalarda istikrarın sağlanması dünya ekonomisinin işleyişi
açısından da önemlidir.
Finansal piyasalar
tasarrufların yatırımlara dağıtılması işlevini yerine getirmeleri
sebebiyle ekonomide önemli rol oynamaktadırlar. Sözkonusu
piyasalarda meydana gelebilecek istikrarsızlık yatırımlar ve reel
ekonomi üzerine de etkide bulunarak ulusal ekonomileri krizlere
sürükleyebilmektedir. Bu yönüyle de finansal istikrarın sağlanması
hem makro ekonomik istikrara hem de uluslararası ekonominin sağlıklı
işleyişine katkıda bulunur.
Bu çalışmada,
finansal istikrarsızlığın özellikle gelişmekte olan ülke
ekonomileri üzerinde yarattığı etkiler çerçevesinde, finansal
istikrarsızlığın nedenleri ve yayılma dinamikleri öncelikle
incelenecektir. Buna bağlı olarak, gelişmekte olan ülke
ekonomilerine finansal istikrarı sağlamaya yönelik olarak,
uygulamaları önerilen politikalar, ele alınmıştır.
2.
FİNANSAL İSTİKRARSIZLIK VE
PİYASA EKONOMİLERİ
Bir piyasa ekonomisinde
finansal piyasaların akla gelen ilk işlevi, ellerinde fon bulunduran
bireylerle sözkonusu fonları yatırım yapmak için kullanacak birey ya
da firmalar arasında aktarım görevini görmesidir. Açıktır ki, bu
işlevin yerine getirilmesi finansal sistemin gerek kurumlarıyla
gerekse mekanizmalarıyla sağlıklı işleyişine bağlıdır.
Özellikle son on beş yılda,
ulusal mali piyasalar üzerinde kontrollerin kaldırılması ve bu
sürecin uluslararası alana taşınması, iletişim ve bilişim
teknolojisindeki gelişmelerin de katkısıyla ulusal finans
piyasalarında yapılan işlemleri de uluslararası nitelikli hale
getirmiştir. Ulusal finans piyasalarının dünya çapında
bütünleşmesini sağlayan bu süreç, sözkonusu piyasaların yukarıda
değinilen klasik işlevine yeni bir boyut kazandırmıştır: Fon arz ve
talep edenlerin uluslararası nitelik kazanması ve buna bağlı olarak
herhangi bir ülkede çıkan krizin finansal piyasalar aracılığıyla
diğer ülkelere de yayılması (Goldestein ve Turner,1999).
Finansal piyasaların
uluslararasılaşması; gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan piyasa
ekonomilerinde yaşanan finansal krizler ve global düzeyde yaşanan
finansal istikrarsızlık olgusuna karşı, bankacılık sistemi ,ve
finans piyasalarının sağlıklı işleyişine yönelik düzenleme (regulation)
ve denetleme (supervision) mekanizmalarının hem ulusal hem de global
düzeyde geliştirilmesini gündeme getirmiştir (Fisher, 1997). Bir
diğer deyişle, ulusal iktisat politikalarının uluslararası düzeyde
uyumlaştırılması –ve tabii ki ulusal iktisat politikalarının
etkinliğini yitirmesi- global finansal istikrara ulaşmanın anahtarı
haline gelmektedir.
Finansal istikrarsızlığın
uluslararası sermaye hareketlerindeki yoğunluğun spekülatif
niteliğinden kaynaklandığı değerlendirmesi bazı iktisatçılar
tarafından sık sık yapılmaktadır. Zira, finans piyasalarındaki
global bütünleşme, fiyat, faiz ve döviz kurlarına ilişkin küçük
değişmeler ya da değişme beklentilerine bağlı olarak yatırımcıların
yeni bir portföy kompozisyonu oluşturabilmelerine olanak sağlamakta
ve yüksek miktarlarda para ülkeler arasında yer
değiştirebilmektedir. Bu şekilde oluşan arz-talep dalgalanmaları da
istikrarsızlığa yol açmakta ve ülkeden sermaye çıkışı reel ekonomiyi
etkileyerek, sermayenin üretim ve birikim sürecinde
değerlendirilmesi olanaklarını ortadan kaldırmaktadır (Demir, 1999).
Ancak burada önemli olan
ilgili ülkede piyasa mekanizması işleyiş süreçleri ve kamunun
ekonomideki ağırlığıdır. Nitekim, piyasa mekanizmasının sağlıklı
olarak işlemediği ve kamusal müdahalelerin sözkonusu olduğu
ekonomilerde sermaye hareketlerinin serbest olması, bu hareketlerden
arzulanan faydaların sağlanamamasına yol açabilmektedir (Guitian,
1999).
Bu yönüyle, finansal
istikrarsızlık sözkonusu olduğunda, ülkelerin makro ekonomik durumu
yanında, piyasa mekanizmasının işleyişi ve finansal piyasaların
kurumsal yapısı ve işleyiş dinamikleri önem kazanmaktadır.
Gelişmiş ekonomilerde,
finansal sistemin kurumsal yapısı sözkonusu olduğunda iki temel
özellikten bahsedilebilir. i. Güçlü paralara sahip olduklarından
borç sözleşmeleri ulusal para ile yapılır. ii. Sözkonusu ülkelerde
de enflasyon ılımlı bir seyir izlediğinden borç sözleşmeleri uzun
vadelidir. Gelişmekte olan ülkelerin finansal sisteminde ise, yüksek
oranlı ver yerleşik enflasyonun hüküm sürdüğü makro ekonomik
koşullara bağlı olarak borçlanma süreleri kısa, risk primi yüksektir
ve sözleşmeler yabancı para ile yapılmaktadır. Genişletici para
politikaları da bu duruma katkı yapmaktadır (Mishkin, 1996).
Değinilen bu farklılıklar,
finansal istikrarı sağalamaya yönelik iktisat politikalarının da
farklı bir biçimde oluşturulmasına neden olmaktadır. Doğal olarak
sözkonusu politikalardaki farklılıklar finansal istikrarsızlığın
yayılma mekanizmalarındaki dinamikler incelenerek anlaşılabilir.
3.
FİNANSAL İSTİKRARSIZLIKLARIN
YAYILMA MEKANİZMALARI
Finansal istikrarsızlığın
ortaya çıkışı ve yayılması sürecinin anlaşılmasında Mishkin (1996)
uygun bir kavramsal çerçeve sunmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki,
finansal istikrarsızlığın yayılma süreci, gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkelerde para politikalarının yürütülme biçiminde varolan
farklıklara bağlı olarak değişmektedir. Tahmin edilebileceği üzere
gelişmiş ülke merkez banklarının uygulayacağı genişletici para
politikalarıyla gelişmekte olan ülke merkez bankalarının
uygulayacağı para politikaları farklı sonuçlar verecek ve buna bağlı
olarak finansal istikrarsızlığın yayılma biçimi (ya da engellenmesi)
farklı olacaktır. Öyle ki, özellikle gelişmekte olan ülkelerde
izlenen para ve maliye politikaları krizleri engellemek yerine, daha
da derinleştirici olabilmektedir. Bu durum, büyük ölçüde ilk kısımda
değinilen finansal piyasaların hem gelişmiş hem de gelişmekte olan
ülkelerde farklı kurumsal karakteristiklere sahip olmasından
kaynaklanmaktadır (Mishkin,1996).
Mishkin’e göre, finansal
krizlere ilişkin açıklamaların inandırıcı olabilmesi için, krizlerin
başından sonuna kadar her aşamayı içerecek biçimde incelenmesi
gerekir (Mishkin 1999) Buradan hareketle, finansal istikrarsızlığın
temel nedeni, finansal sistemin düzgün çalışmasını sağlayan bilgi
akışlarının dış şoklar nedeniyle işlememesi ve asimetrik enformasyon
ve ters seçim (adverse selection) sorunlarının ortaya çıkmasıdır.
Miskin’e göre, gelişmekte olan ülkelerde finansal bir krizin ortaya
çıkışı şematik olarak gösterilebilir.(Bkz. Şekil 1). Mishkin
finansal istikrarsızlığı başlatan dört temel faktörden sözetmektedir:
i. Finansal piyasalarda önemli
bir yeri olan bankaların riskli krediler nedeniyle bilançolarındaki
bozulma ve banka kredilerinin hızla büyümesi, finansal
istikrarsızlığın başlangıç aşamalarında gözlenmektedir.
ii. Buna bağlı olarak oluşan
kriz, beraberinde kredi tayınlaması ve faiz oranlarında artışı
getirir. Faiz oranlarındaki yükselme ile fonlar kredi tayınlamasına
bağlı olarak hem yüksek faizli ve riskli kredi taleplerini
karşılamaya yönelir hem de banka bilançolarını bozarak finansal
istikrarsızlığa katkıda bulunur.
iii. Finansal
piyasalarda artan belirsizlik hem asimetrik enformasyon hem de ters
seçim sorunlarını artırır ve yatırımlarda, toplam iktisadi faaliyet
hacminde azalmalar meydana gelir.
iv. Tüm
bunların yanında finansal olmayan firmaların net varlıklarının
azalarak bilançolarının bozulması ve hisse senedi piyasalarındaki
çöküş, ters seçim ve ahlaki riziko (moral hazard) sorunlarının
ağırlaşmasına neden olur.
Finansal istikrarsızlığın
artmasına neden olan sözkonusu faktörler ekonominin içinde bulunduğu
konjonktüre göre özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri üzerinde
reel büyümeyi tahrip edici etkilerde bulunabilir. Zira, gelişmekte
olan ülke ekonomilerinin kurumsal özelliklerinden olan yerleşik
enflasyon ve politik istikrarsızlık, finansal istikrarsızlığa
paralel olarak, döviz krizine de yol açabilir. Ulusal paranın
değerine yönelik belirsizlik, devalüasyonu beraberinde getirirse hem
banka bilançolarının bozulmasına hem de firmaların ve kamunun
yabancı para cinsinden borçlarının artmasına neden olur.
Nitekim, finansal serbestleşme
programlarını banka-finans piyasasının denetim ve gözetim
mekanizmalarını oluşturmadan gerçekleştirilen ülkelerde, bankacılık
krizlerinin döviz krizlerini öncelediği görülmektedir. Döviz krizi
bankacılık krizinin daha da ağırlaşmasına neden olarak ekonomiyi
kısırdöngüye hapsetmektedir. (Kaminsky ve Reinhart, 1998).
Devalüasyonun yol açacağı daha yüksek enflasyon, zaten enflasyonla
mücadelede düşük kredibiliteye sahip olan merkez bankasının ulusal
parayı savunabilmek için faiz oranlarını ciddi bir biçimde
yükseltmesine sebep olabilir. Bu durum hem banka-finans sistemini
çökertmenin yanısıra gerek beklenen gerekse fiili enflasyonda ciddi
artışları gündeme getirir (Mishkin 1999 ve Demir, 1999).
Finansal
istikrarsızlığın başlaması ve yayılma dinamikleri gözönüne
alındığında, gerek parasal gerekse reel ekonomideki yansımaları
makro ekonomik istikrarın bozulmasına yol açmaktadır. Bu yönüyle,
finansal istikrarı sağlamaya yönelik politikalar sistemim
tasarrufları yatırımlara sağlıklı biçimde kanalize edebilmesi
açısından önemlidir.
4.
FİNANSAL İSTİKRARI SAĞLAMAYA
YÖNELİK POLİTİKALAR
Dünya ekonomisinde son on
yılda yaşanan finansal krizlerin global düzeyde etkilerinin olması,
kuşkusuz finansal piyasaların uluslarasılaşmasının bir ürünüdür.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde gerek sözkonusu ülkelerin
uluslararası finansal piyasalardan daha fazla yararlanmaları gerekse
global anlamda finansal istikrara katkıda bulunabilmeleri açısından
finansal istikrar içinde olmaları önemlidir. Finansal istikrarın
sağlanmasına yönelik olarak gelişmekte olan ülkelerin uygulaması
amacıyla çeşitli politika önerileri yapılmaktadır. Sözkonusu
politika önerilerinin finansal sistemin ve bankaların denetim ve
gözetimini sağlayacak kurumsal mekanizmaların oluşturularak finansal
serbestleşmenin beklenen yararları getirebilmesi amacından hareket
ettiği görülmektedir.
Finansal serbestleşme
programlarının kurumsal çerçevesinin oluşturulmadan uygulandığı
ülkeler tipik olarak hukuksal bilincin yerleşmediği, rüşvetin yaygın
olduğu ve bürokrasinin hantallaştığı bir yapı arzedeler. Tüm bu
faktörler finansal kırılganlığı artırıcı yönde etkide
bulunmaktadırlar. Bu sebeple özellikle bankacılık kesimine yönelik
hukuksal–kurumsal çerçevenin finansal serbestleşmenin ilk
aşamalarında oluşturulması gerekmektedir (Kunt ve Detragiache,
1998).
Finansal
istikrarın sağlanabilmesi açısından finansal sistemde ağırlığı olan
kurumların anda istikrar içinde olması gerekir (Karacan, s.41).
Bankalar, gelişmekte olan ülkelerin piyasalarında önemli role
sahiptirler. Bankalara yönelik olarak uygulanacak denetim, gözetim
ve düzenleme mekanizmaları özellikle kriz dönemlerinde hem
paniklerin (run olgusu) önlenmesi hem de merkez bankasının etkili
para politikası uygulayabilmesi açısından önemlidir (Fisher, 1997).
Bankacılık
sistemine yönelik düzenleme ve denetim kurum ve mekanizmalarının
geliştirilmesi finansal serbestleşmeden beklenen yararların elde
edilebilmesi anlamında da gereklidir. Finansal serbestleşme
sonrasında Mishkin’nin değindiği gibi banka kredilerindeki ciddi
artışlar finansal sistemdeki kaynaklar hakkında bilgileri ortadan
kaldıracağı için krizlerin oluşmasına yardımcı olmaktadır (Özer,
1999). Nitekim bankacılık krizleri sıklıkla finansal serbestleşme
programlarının uygulamaya konulmasından sonra ortaya çıkmaktadır (Kaminsky
ve Reinhart, 1998)
Finansal serbestleşme
dahilinde tartışılan konulardan biri de uluslararası sermaye
hareketlerinin finansal istikrarsızlık üzerindeki etkileridir.
Sözkonusu sermaye
hareketlerinin lehindeki argümanlara göre, özellikle portföy
yatırımları şeklindeki sermaye hareketleriyle gelişmekte olan
ülkeler yurtiçi tasarruf açıklarını kapayabilmektedirler. Ayrıca bu
tarz sermeye girişleri uluslararası yatırımcıların ilgili ülkenin
uyguladığı politikalara duydukları desteğin ve güvenin göstergesi
olarak yorumlanmaktadır (Esen, 1998). Buna mukabil, sermaye
hareketlerinin piyasa mekanizmasının tam olarak işlemediği
ülkelerde gerçekleştirilen finansal serbestleşme dahilinde makro
ekonomik istikrarı bozduğu ve finansal istikrarsızlığı artırdığı
savunulmaktadır. Nitekim sermaye hareketlerinde görülen süreklilik
farklılıklarının da finansal krizlerin önemli bir belirleyicisi
olduğu gözardı edilmemelidir (Aslan, 1995)
Bu görüşler paralelinde
özellikle kısa vadeli sermaye hareketlerinin kontrolüne ilişkin
politikaların ya sermaye girişlerini azaltmaya yada vadelerini
uzatmaya yönelik içeriğe sahip oldukları görülmektedir. (Özer,
1999). Bu görüş kriz öncesi artan sermaye akımlarının herhangi bir
istikrarsızlık anında ülkeyi terkettiğinden hareketle sermaye
akımlarının kısa vadeli karakterine dayandırılmaktadır. Öte yandan
yapılan çalışmalar bankacılık sisteminin düzenleyici ve denetleyici
mekanizmalardan yoksun olması sonucunda sermaye akımlarının ilgili
ülkeye yöneldiğini ve bu bağlamda sermaye akımları sonucu artan
kredi hacminin bankacılık krizlerinin öncü göstergesi olduğunu
ortaya koymaktadır. (Kaminsky, Lizondo ve Reinhardt, 1998). Bu
bağlamda sermaye akımları finansal krizlerin altında yatan temel
faktör olmaktan ziyade bir semptom olarak değerlendirilmektedir (Mishkin,
1999).
Finansal serbestleşme ve
sermaye akımları yanında uygulanan döviz kuru politikası ve fiyat
istikrarının varlığı da finansal istikrarın sağlanmasında etkili
olmaktadır. Peg edilmiş kur sistemi uygulayan piyasa ekonomilerinde
kırılgan (fragile) bankacılık sistemi kısa vadeli ve yabancı para
cinsinden borçlanmalar, olası bir devalüasyon neticesinde faiz
oranlarında dramatik yükselişleri, banka bilançolarının bozulmasını
ve finansal istikrarsızlığı beraberinde getirmektedir (Mishkin,
1996).
Finansal istikrarın
sağlanmasında fiyat istikrarı da önemli bir rol oynar zira
istikrarlı fiyatlar borç sözleşmelerinin uzun vadeli yapılmasıyla
finansal istikrara katkıda bulunmaktadır. Güçlü bir paraya sahip
olmak kuşkusuz fiyat istikrarına bağlıdır. Güçlü para bankalar
firmalar ve hükümet için ulusal para cinsinden borçlanmayı sağladığı
gibi finansal sistemin kırılganlığını azaltır ve finansal
istikrarsızlığın ekonomi tarafından daha az kayıpla atlatılmasını
sağlar (Mishkin, 1996).
Finansal istikrarın
sağlanabilmesi için bankacılık sistemine yönelik kurumsal
düzenlemeler, finansal serbestleşme ve sermaye hareketlerinden
beklenen yararların elde edilmesine yönelik politikaların başarılı
sonuçlar verebilmesinin temel şartı sağlıklı bir makro ekonomik
ortamın varlığıdır. Piyasayı başarısızlığa uğratan etkenlerin
ortadan kaldırılması ve dinamik bir özel sektörün varlığı sözkonusu
politikaların etkisini arttırarak finansal kırılganlığı ortadan
kaldırmaktadır. (Knight, 1999). Kuşkusuz, özellikle gelişmekte olan
ülkeler yönünden değinilen politikaların uygulanabilmesi için
devletin düzenleme ve denetim mekanizmalarını kurumsal hale
getirmesi gerekmektedir.
5. SONUÇ
Son on yıl içinde ulusal
finansal piyasaların birbirine entegrasyonu sürecinin hız
kazanmasıyla, herhangi bir ekonomide yeralan finansal piyasalarda
yaşanan istikrarsızlıkların kolaylıkla uluslararası düzeye
taşınmaktadır. Nitekim dünya ekonomisinde yaşanan krizlerin son on
yıllık geçmişinde finansal piyasalardaki istikrarsızlığın payını en
önemli yeri tuttuğu söylenebilir.
Finansal piyasalar, diğer
piyasalara göre, daha fazla piyasa başarısızlığı ile
karşılaşmaktadırlar. Sözkonusu piyasaların olumlu performansı
ekonominin diğer sektörlerinin de iyi çalışmasını sağlamaktadır. Bu
nedenle finans piyasalarında istikrarsızlığın giderilmesine yönelik
olarak yapılacak düzenlemeler sadece finans piyasalarının değil,
ekonominin genel performansını da etkileyecektir.
1980’li yılların ortalarından
itibaren finansal serbestleşme ile birçok gelişmekte olan ülkelerin
finansal piyasalarını sermaye hareketlerine açtığı görülmektedir.
Kuşkusuz ulusal finans piyasalarının sermaye hareketlerine açık
olması gelişmekte olan ülkelerin uluslararası sermayeden daha fazla
olarak yararlanabilmesi anlamında da önemlidir. Ancak gerek Latin
Amerika ülkelerinde gerekse Asya ülkelerinde yaşanan krizler
göstermiştir ki, istikrarlı bir makro ekonomik ortam olmadığında
spekülatif nitelikli sermaye akımları krizleri beraberinde
getirmektedir. Bunda ulusal finans piyasalarında yaşanan
düzenleme-denetim mekanizmalarının yetersizliği ve piyasa
başarısızlıklarının payı da vardır.
Bu bağlamda finansal
piyasaların istikrarını sağlamak ve finansal serbestleşmeden
arzulanan yararları elde edebilmek amacıyla gelişmekte olan
ülkelerde finansal piyasalarla ilgili hukuksal alt yapının
sağlanması, denetim mekanizmalarının kurulup işletilmesine yöenlik
politikalar önerilebilir.
Bu politikaların uygulamaya
konması hususunda devletlere, hukuksal alt yapının hazırlanmasında
önemli görevler düşmektedir. Devletlerin oluşturacağı düzenleme
mekanizmaları ile finansal piyasalarda yaşanan kargaşaların önüne
geçilebilecek ve finansal piyasalar asıl işlevlerini yerine
getirebileceklerdir.
Gelişmekte olan ülkelerde
finansal piyasalara yönelik düzenlemelerin ekonominin tümünü
kapsayan yapısal bir programın bir parçası olarak ele alınması,
genel ekonomik yapı ile uyumlu işleyişi açısından gereklidir. Böyle
bir uygulama hem finansal piyasaların hem de makro ekonomik
istikrarın sağlanmasına yardımcı olacaktır.
KAYNAKLAR
Aslan, Nurdan. Uluslararası
Özel Sermaye Akımları, İstanbul: Evrim Yayınları, 1995.
Demir, Gülten.(1999)Asya
Krizi ve IMF. İstanbul: Der Yayınları,.
Esen, Oğuz.(1998) “Finansal
Küreselleşme Ortamında Gelişmekte Olan Ülkelere Yönelik Portföy
Yatırımları”. Ekonomik Yaklaşım, C.9, Sonbahar.
Fisher, Stanley.(1997)
“Financial System Soundness”. Finance and Development, March.
Goldstein M ve Philip Turner.(1999)
Yükselen Ekonomilerde Bankacılık Krizleri, (çev. Ali İhsan
Karacan), İstanbul: Dünya Yayıncılık.
Guition, Manuel.(1999)
“Economic Policy Implications of Global Financial Flows”. Finance
and Development, March.
Kaminsky, G, Lizondo S. ve
Reinhart, C.(1998) “Leading Indicators of Currency Crises”. IMF
Staff Papers vol. 45, no.1 March.
Kaminsky, G. ve Reinhart,
C.(1998)“The Twin Crises: The Causes of Banking and Balance of
Payments Problems”. IMF Staff Papers, February.
Knight, Malcolm.(1999).
“Developing and Transition Countries Confront at Globalisation”.
Finance and Development, June.
Kunt, A.D., Detragiache,
E.(1998). “Financial Liberilasation and Financial Fragility”,
World Bank Policy Research Working Paper, no: 1917, May.
Mishkin, Friedrich.(1996)
“Understanding Financial Crises: A Developing Country Perspective”.
NBER Working Paper, No: 5000, May.
Mishkin, Friedrich.(1997) “The
Causes and Propagation of Financial Instability: Lessons for
Policymakers”. in.1997 Symposium: Maintaining Financial Stability
in a Global Economy Federal Reserve of Kansas City Pub. pp.55-96.
(ayrıca,
http://www.kc.frb.org/publicat/sympos/1997/pdf/s97mishk.pdf)
Mishkin, Friedrich.(1998)
“Lessons from the Asian Crisis”.NBER Working Paper No:7102,
April
Mishkin, Friedrich,(1999)
“Global Financial Instability: Framework, Events, Issues”,
Journal of Economic Perspective, Fall.
Özer, Mustafa (1999).
Finansal Krizler, Piyasa Başarısızlıkları ve Finansal İstikrarı
Sağlamaya Yönelik Politikalar. Eskişehir: Anadolu Ünv.
Yayını.
(*) Anadolu Üniversitesi
İİBF Dergisi, 2000/1 Sayısında yayımlanmıştır.
|