ILO DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL GÖRÜNÜM - 2022 EĞİLİMLERİ RAPORU
 ILO DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL GÖRÜNÜM - 2022 EĞİLİMLERİ RAPORU

ILO

DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL GÖRÜNÜM – 2022 EĞİLİMLER RAPORU

 

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün her yıl küresel işgücü piyasası eğilimlerini açıkladığı Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm Raporu, bu yıl 17 Ocak 2022 tarihinde resmi olarak yayınlanmıştır. Rapor, krizin istihdam, işsizlik ve işgücüne katılımdaki küresel ve bölgesel eğilimlerin yanı sıra iş kalitesi, kayıt dışı istihdam ve çalışan yoksulluğu üzerindeki etkilerini incelemektedir. 2022 raporu, geçtiğimiz yılda olduğu gibi COVID-19 salgını ile mücadele için farklı ülke önlemleri kapsamında işgücü piyasasındaki toparlanmanın dünya genelinde nasıl geliştiğine dair kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Ayrıca, farklı sektörler ve çalışan gruplarını, bölgesel farklılıkları ve sonuçları analiz ederek işgücü piyasasının beklenen toparlanmasına ilişkin projeksiyonlar da raporda yer almıştır. Raporun temel politika önerileri, Haziran 2021’de 187 ILO Üye Devletleri tarafından kabul edilen COVID-19 küresel salgınından kapsayıcı, sürdürülebilir, dayanıklı ve insan merkezli toparlanmaya yönelik Küresel Eylem Çağrısı ’nı içermektedir.

ILO Genel Direktörü Guy Ryder, raporun duyurulduğu basın toplantısında, “Krizin ikinci yılında, görünüm hala kırılgan ve toparlanmaya giden yol yavaş ve belirsiz” olduğunu belirterek “yoksulluk ve eşitsizlikte kaygı verici artışlarla birlikte işgücü piyasalarında olası kalıcı hasarları şimdiden görebiliyoruz. Birçok işçinin örneğin uluslararası seyahat ve turizmde uzun süreli düşüş karşısında yeni iş türlerine geçmesi gerekiyor” ifadelerini kullanmıştır. Genel Direktör Ryder’a göre, salgına bağlı sıfırlanma (pandemic reset) halen devam etmektedir.

 

COVID-19 Küresel Salgını Ardından Dirençli Bir Çalışma Dünyasını Yeniden İnşa Etmek

Üç bölümden oluşan raporun ilk bölümünde, halihazırda işgücü piyasaları üzerindeki dönüştürücü etkileri devam eden demografik değişimler, teknolojiye dayalı ayrışmalar ve iklim değişikliği gibi konulara ek olarak küresel salgının olumsuz yansımaları üzerinde durulmuştur. Küresel işgücü piyasaları açısından salgın sürecinde “eşitsiz toparlanma” olgusunun öne çıktığına ve bu eşitsiz toparlanmanın az gelişmiş ve gelişmiş ülkeler arasındaki uçurumu giderek genişlettiğine dikkat çekilmiştir. Küresel salgının başlangıcından bu yana en kötü gidişat ve en yavaş toparlanma düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmüştür.

Son ekonomik büyüme tahminlerinden yola çıkarak, 2022’de küresel toplam çalışma saatinin, nüfus artışına uyarlandığında küresel salgın öncesi dönemin yaklaşık %2’nin altında kalacağı öngörülmektedir. Bu oran, haftada 48 saatlik çalışma süresi varsayıldığında 52 milyon tam zamanlı işe eşdeğer bir açığa karşılık gelmektedir (ILO’nun Mayıs 2021’de yayınladığı bir önceki yıllık tahminlerine göre 26 milyon tam zaman işe eşdeğer olması bekleniyordu). Afrika, Kuzey ve Güney Amerika, Arap ülkeleri, Asya-Pasifik, Orta Asya ve Avrupa dahil tüm bölgelerde işgücü piyasası göstergeleri küresel salgın öncesi düzeylere henüz dönememiştir. Raporda Avrupa ve Pasifik bölgelerinin toparlanma hedefine en çok yaklaşan bölgeler olacağı öngörülürken, Latin Amerika ve Karayipler ve Güneydoğu Asya en olumsuz görünüme sahip olacakları tahmin edilmektedir. 2022’de istihdamın nüfusa oranının %55,9 olacağı ve bu oranın 2019 düzeyinin 1,4 yüzde puan altında kalacağı tahmin edilmektedir.

ILO’nun daha önce açıkladığı küresel salgın dönemi tahminlerinde sıklıkla üzerinde durduğu bir grubu oluşturan “işgücü piyasasından kaçanlar” ile ilgili yeni tahminlerine göre, 2019 ve 2020 arasında 2 yüzde puana yakın düşüş gösteren küresel işgücüne katılım oranı, 2019 düzeyinin yaklaşık 1,2 yüzde puan altında olacak ve 2022’de %59,3’ün altına düşerek yalnızca kısmi düzeyde toparlanacaktır. ILO raporu, birçok kişinin işgücünü terk ettiği için istihdam üzerindeki genel etkinin rakamlarda ifade edildiğinden önemli ölçüde daha büyük olacağı uyarısını yapmıştır. 2022 yılında 40 milyon kişi artık işgücünde yer almayacaklardır.

Küresel işsizlik oranının ise, 2023’e kadar 2019 düzeyinin üzerinde kalacağı öngörülmektedir. 2022’de toplam işsiz sayısının 7 milyon azalarak 207 milyon olması beklenmektedir ancak bu düzey 2019 yılına kıyasla 21 milyonun üzerindedir. Salgının işler ve geçim kaynakları üzerindeki zararlı etkisi, hızlı bir şekilde tersine çevrilmezse, işgücü piyasaları için kalıcı olumsuz etkilerle birlikte uzun vadeli yapısal değişikliklere neden olma riskini taşıyacaktır.

İstihdam kayıpları ve çalışma saatlerindeki azalmalar gelirlerin de azalmasına yol açarak yoksulluğun çalışanlar arasında kayda değer biçimde artması ile sonuçlanmıştır. Aşırı yoksulluk içinde yaşayan çalışanların payı 2019'da %6,7'den 2020'de %7,2'ye yükselmiş ve bu da çalışan yoksul sayısında 8 milyonluk bir artışa karşılık gelmiştir. Yoksulluk artışının, küresel istihdamdaki büyük kayıpların düşük gelirli haneler arasında yoğunlaşmasının bir sonucu olarak 2020'de çalışmayanlar (kriz sırasında işini kaybedenler ve kriz başlangıcında işi olmayanlar) arasında çok daha belirgin olduğunu ve 2020'de 30 milyon yetişkinin daha işgücü piyasasından dışlanarak aşırı yoksulluk riski ile karşılaştığı açıklanmıştır.

Düşük verimlilik, düşük ücretler ve sosyal korumanın dışında kalma ile karakterize edilen kayıt dışı istihdam, 2021 yılında 2 milyar ile dünya istihdamının %60’ını oluşturmaktadır. Salgının ilk dönemlerinde, kayıt dışı çalışanların işlerini kaybetme olasılıkları kayıtlı çalışanlara göre üç kat daha fazlaydı. Küresel salgın sürerken, kayıtlı ücretli çalışanlar istihdama dönmeyi başarırken, kayıt dışı ücretli istihdam ısrarcı bir biçimde kriz öncesi seviyesinin altında kalmıştır. Örneğin, kayıt dışı sektörde istihdam kayıpları 2021’in ikinci çeyreğinde %10,4 olurken, kayıtlı sektörde %0,6’lık bir istihdam artışı gerçekleşmiştir. Rapor, kayıt dışılık, kendi hesabına çalışma ve geçici çalışmadaki değişiklikler yoluyla değişen çalışma biçimlerinin hem çalışan korumalarının etkinliği hem de işçilerin sosyal diyaloğa ve temel sosyal güvenliğe erişimleri üzerindeki olumsuz etkilerinin olduğuna dikkat çekmiştir. Geçinmek için kayıt dışı serbest çalışmak, uzaktan çalışma oranlarındaki artış ve geçici çalışmaya ilişkin çeşitli eğilimler gibi istihdam ilişkilerindeki değişimlerin tümünün çalışma koşullarının kalitesini bozma riski oluşturduğu vurgulanmaktadır.

Küresel salgın, işgücü piyasalarında cinsiyete dayalı eşitsizliği arttırmaya devam etmektedir. Raporda, genç kadınlar başta olmak üzere kadınların küresel salgından en olumsuz etkilenenler arasında yer aldığı ve toparlanmalarının da en yavaş olacağı tahmin edilen gruba dahil oldukları belirtilmektedir. Kadınlar, dünya genelinde sağlık ve bakım kurumlarında çalışanların %70'inden fazlasını oluşturmakta ve gelişmekte olan ekonomilerdeki kadınların büyük bir kısmı, doğrudan veya dolaylı olarak tedarik zincirleriyle bağlantılı sektörlerde istihdam edilmektedir. Küresel tedarik zinciri aksamalarının kadın istihdamı üzerinde önemli derecede olumsuz etkisi olmuştur. Ayrıca, sokağa çıkma yasakları erkeklerin işlerinden, çocukların ise okullarından eve dönmelerine neden olduğu için, kadınların kriz öncesi dönemde de orantısız bir paya sahip olduğu ev bakımı yükleri artmıştır.

 

Küresel Salgının Sektörel Etkileri

Salgın döneminde yaşanan uzun süreli karantinalar ve seyahat yasaklarının küresel tedarik zincirlerini kesintiye uğratması üretim ağlarıyla bağlantılı doğrudan ve dolaylı istihdam için olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Bu etki, özellikle istihdam ve büyüme kaynağı olarak üretim zincirlerine katılımı uzun süredir elinde tutan düşük-orta gelirli ülkelerde daha belirginleşmiştir. Alt-orta gelirli ülkeler, %11,8 ile imalat istihdamında en büyük düşüşü yaşarken, bu oran üst-orta gelirli ülkelerde %7,4, düşük gelirli ülkelerde %3,4 ve yüksek gelirli ülkelerde %3,9 olmuştur.

Raporda, küresel salgın döneminde, bazı sektörlerde işten çıkarmalar yaşanırken, bazı sektörlerde ise ekonomik genişleme görüldükçe bu durumun işgücü piyasalarını yeniden yapılandırdığı belirtilmiştir. Bu çerçevede, 2021 yılı boyunca toparlanma modelleri sektörler arasında oldukça farklılık göstermiştir. Otelcilik, turizm ve fiziki perakende gibi bazı sektörler düşük oranda yükselmeye devam ederken, bilgi ve iletişim, lojistik ve e-ticaret gibi diğerler sektörlerde yüksek bir genişleme görülmüştür. Eşit olmayan bu sektör temelli etki, işgücü piyasası eşitsizliğini büyütmeye devam etmektedir. Bu sektörlerdeki istihdamın belirli işçi profillerine – örneğin, yüksek vasıflı veya düşük vasıflı, ağırlıklı olarak erkek veya ağırlıklı olarak kadın – bağlı olduğu ölçüde, sektörlerin geleceğindeki değişikliklerin de çalışanlar arasındaki eşitsizlikleri şiddetlendireceği tahmin edilmektedir. Aynı zamanda, COVID-19 krizinde küçük işletmeler, büyük işletmelere göre istihdam ve çalışma saatlerinde daha fazla düşüş yaşamıştır.

 

Kriz Döneminde Tampon Mekanizma Olarak Geçici Çalışma: Sakin Denizin Altındaki Akıntılar

ILO, 2022 Raporu’nda, geçici çalışanlara özel bir bölüm ayırarak geçici istihdam seviyelerinin kriz boyunca sabit kalmasına rağmen, yüzeyin altında yüksek düzeyde geçici çalışanın işgücü piyasası dalgalanmalarına neden olduğunu vurgulamıştır. Küresel salgının başında, geçici çalışanlar geçici olmayan çalışanlara göre iş kayıplarından daha yüksek oranda ve daha hızlı bir biçimde etkilenmişlerdir. Ancak aynı zamanda, salgının başından bu yana yeni yaratılan geçici işlerde belirgin bir artış da görülmüştür. Bu iki eğilimin net etkisi, küresel salgın boyunca geçici işlerin yaygınlığının sabit kalma eğiliminde olmasıdır. Bu durum raporda, “sakin denizin altındaki akıntılar” benzetmesi ile vurgulanmaya çalışılmıştır.

Son küresel tahminlere göre, ortalama geçici istihdam oranı (geçici çalışanların tüm çalışanlar içindeki payı) %28 olarak tahmin edilmektedir. Salgının başlarında (2020’nin birinci çeyreğinde) geçici çalışanların sadece yaklaşık %32'si bir yıl sonra hala geçici çalışanları oluşturmakta iken, 2021’in birinci çeyreğinde, geçici olarak çalışanların dörtte birinden fazlası daha önce sürekli işlerde çalışmaktaydılar. Geçici işlerde istihdam edilmeye başlayan sürekli çalışanların küçük payına rağmen, 2021’in birinci çeyreğinde bu grup, tüm geçici çalışanların dörtte birinden fazlasını oluşturmuşlardır. Bir başka ifadeyle, çok sayıda geçici çalışanın küresel salgın sırasında işini kaybetmesine rağmen, bu düşüş sürekli çalışanların bir önemli bir kısmının geçici işlere yönelmeleri ile dengelenmiştir.

Rapor, geçici çalışanların önceki krizlerden elde edilen deneyimlere göre, genellikle işlerini erkenden kaybetmelerine rağmen, yüksek işçi rotasyonuna sahip sektörlerde çalıştıkları için sürekli çalışanlardan daha hızlı işe dönebileceklerini doğrulamaktadır. Bir başka ifadeyle, “acil toparlanma dönemi”nin geçici istihdam kullanımında bir artış sağlayabileceğini göstermektedir. Geçici sözleşmeler, firmalara işe alma ve işten çıkarmada esneklik sağlayarak, değişen talep dönemlerine yanıt olarak işgücünün ayarlanmasını kolaylaştırabilmesine rağmen önemli bir risk olarak, geçici sözleşme kullanımının hem işçiler hem de işverenler için optimal olmayan sonuçlara ve uzun vadeli verimlilik artışını etkileyebilecek bölünmüş (segmented) işgücü piyasalarına yol açabileceği de unutulmamalıdır.

 

Kalıcı Hasarın Önlenmesi İçin Kapsamlı Bir İnsan Merkezli Politika Gündemi Gerekiyor

ILO, Haziran 2021’de gerçekleşen Uluslararası Çalışma Konferansı’nda, 187 ILO Üye Devleti krize yönelik küresel, bölgesel ve ulusal politika önlemlerini görüşerek, COVID-19 küresel salgınından kapsayıcı, sürdürülebilir, dayanıklı ve insan merkezli toparlanmaya yönelik Küresel Eylem Çağrısı’nı kabul etmişlerdir. Rapor, insan merkezli bir toparlanma için dört politika aracı ve önerisi sunmuştur:

 

  1. Kapsayıcı Ekonomik Büyüme ve Kalkınma: İnsana yakışır iş açıklarını gidermek için makroekonomik politikaların kriz döneminin ötesine geçmesini sağlamak ve ülkeleri gelecekteki krizlere karşı daha az kırılgan durumda kalmalarına neden olmayan – dirençli- önlemler geliştirmek.

 

  1. Tüm Çalışanların Korunması: Tüm çalışanların korunmasının genişletilmesi, çalışma yaşamında temel hakların güvence altına alınması, işyerinde sağlık ve güvenliğin sağlanması ve toplumsal cinsiyet eşitliği için dönüştürücü bir gündem uygulanması.

 

  1. Evrensel Sosyal Koruma: Sosyal koruma açıklarının kapatılması ve kapsamlı, yeterli ve sürdürülebilir sosyal korumaya evrensel erişim sağlanmasının temel öncelik olmaya devam etmesi.

 

  1. Sosyal Diyalog: Üç taraflı görüşmelerin, küresel salgınla mücadelede ve iş kayıplarını sınırlandırmak için birçok politika ve önlemlerde kilit rol oynamasının devam etmesini sağlamak.

 

         Dünya Temel İşgücü Piyasası Göstergeleri

 

 

 

   

Dr. Burak Faik EMİRGİL - 26.01.2022

Sosyal-Paylaşım

Anasayfaya Dön Güncel Haberler Haber Arşiv

Haber Tarihi : [26-Oca-2022]

Haber Görüntüleme : [591]