ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ

 

SAHNE SANATLARI BÖLÜMÜ

OYUNCULUK VE

DRAMATİK YAZARLIK ANASANAT DALLARI

 

ÖZEL YETENEK SINAVI

2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılı

 

 

Uludağ Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü 4 yıllık lisans eğitimi veren Oyunculuk ve Dramatik Yazarlık Anasanat Dallarından oluşmaktadır.

Sahne Sanatları bölümü kaynağını bilim çağının tiyatrosundan alır ve çalışma biçimini bu doğrultuda oluşturmayı hedefler.  Bilim çağının tiyatrosu demek, çağdaşlaşmayı ve dünyayla, kendi ulusal kimliğini yitirmeden buluşmayı ve böylece dünya tiyatrosuna özgün yapısıyla katkıda bulunmayı ve zenginleştirmeyi ilke edinmiş bir tiyatro anlayışı demektir.

Çağdaşlaşma, Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş, yurtsever ve yenilikçi bir tiyatro insanını hedeflemek demektir. Böyle bir kaynaktan beslenen eğitim-öğretim programımızda temel amaç “ulusal, çağcıl, evrensel” bir dünya görüşüne ve yaratıcı bir ruha sahip, kendini, toplumunu, ülkesini ve dünyayı tanıyan, yenilikçi, duyarlı ve dinamik tiyatro sanatçısının yetiştirilmesi için gerekli olan eğitim-öğretimin koşullarını oluşturmak ve sağlamaktır.

Başka bir deyişle hedefimiz; gelecekte tiyatro sanatının farklı alanlarında “eşgüdüm” oluşturarak, tiyatronun yaşamla, toplumla ve insanla sıkı bağını sürekli akılda tutarak, tiyatronun farklı alanlarında meslek sahibi olmanın önkoşulunun “önce insan” olmaktan geçtiğini bilen, dünya görüşü, yaratıcı gücü, teyatral donanımıyla toplumunun içinde ve yanında olan tiyatro oyuncusu ve yazarı yetiştirmektir. Bu perspektifle oluşturulan 4 yıllık lisans programı çerçevesinde, teorik ve pratik alanda bilgiyle donatılmış oyuncu ve oyun yazarı adayımız, ülkemiz ve kentimiz tiyatrosunun gelişimine katkıda bulunacağı gibi, gerek ödenekli tiyatrolara (Devlet ve Şehir Tiyatroları), gerek özel tiyatrolara, gerek yerel yönetimlerin kültür-sanat birimlerine, gerekse sinema, televizyon, radyo gibi alanlara, tiyatro bilgi, deneyim ve performansıyla katkıda bulunacaktır.

 

 

 

- OYUNCULUK ANASANAT DALI

 

Oyunculuk Anasanat Dalı’na başvuracak adaylar için ÖSS’den en az 165 puan almış olması, herhangi bir fiziksel ve ruhsal kusuru olmaması ve 25 yaşından gün almamış olması önkoşuldur. Oyunculuk Anasanat Dalı’na 2008-09 Eğitim-Öğretim yılında 10 öğrenci alınacaktır.

Oyunculuk Özel Yetenek Sınavı  2 aşama, beş bölümden oluşur.

I. Aşama: (1 Eylül P.tesi.)

Sahne Sınavı: Bu bölümde adaylar ön kayıt sırasında kendilerine verilecek olan  zorunlu iki parçayla birlikte,  kendilerinin belirleyecekleri en az iki serbest parçayı sunar. Ayrıca adayların dağarcığında şiir ya da anlatı gibi ek parçalar da olmalıdır. Bu bölümün amacı adayın temel oyunculuk becerisine sahip olup olmadığını sınamaktır. Eleme sınavıdır. Sınavı başaranlar ikinci aşamaya girmeye hak kazanır.

 

II. Aşama: (2-3 Eylül, Salı-Çarş.)

Birinci Aşamada başarılı olanlar bu sınava alınır. Dört bölümden oluşur.

 a)- Ses- Kulak- Ritm Sınavı: Adayın ritm duygusunu, kulak ve sesini  sınamaya yönelik bir sınavdır. Adayın bir de şarkı  hazırlaması gerekmektedir. Sınav sonucuna katkısı yüzde 20 oranındadır. 

b)- Doğaçlama: Adayın yaratıcılığını, düş gücünü, düzenleme ve koordinasyon becerisini sınamaya yönelik doğaçlamaları kapsar. Ayrıca bu bölümde sınav komisyonu dilerse sahne sınavındaki parçalarını yeniden görmek ve sahne açısından adayı bir daha değerlendirmek isteyebilir. Sınav sonucuna katkısı yüzde 40 oranındadır.

c)- Tiyatroya İlgi ve Genel Kültür Sınavı: Bu bölümde aday, tiyatro kültür birikiminin ölçüldüğü veya ifade becerisinin sınandığı bir sınava tâbi tutulur. Sınav sonucuna katkısı yüzde 20 oranındadır.

d)- Mülakât: Adayın bireysel özelliklerini tanımaya ve hedeflerini öğrenmeye yönelik bir mülakât sınavından oluşur. Mülakât yine Sınav Jürisi’nce yapılır. Jüri üyeleri dilerse, sahne ve doğaçlamaya ilişkin ek sorular da sorabilir. Sınav sonucuna katkısı yüzde 20 oranındadır.

 II. Aşamanın sonucunda, 0.05 oranında ÖSS Katkı Puanı ve 0.05 oranında Orta Öğretim Başarı Puanın da etkisi olacaktır. Son değerlendirme yapılır ve başarılı olanlar aynı gün ilan edilir. İlk on kişi Oyunculuk Anasanat Dalı’na kesin kayıt yapmaya hak kazanır.    

            Adayın Sahne Seçiminde ve Hazırlanmasında Özen Göstermesi Gereken Kurallar:

1.      Adayın kendi seçtiği serbest parça, adayı değerlendirmeye yetecek nitelikte ve uzunlukta olmalıdır.

2.      Aday hangi yazarın oyununu seçtiyse, oyunun yazarı ve oyunun bütünü üzerine bilgi sahibi olmalıdır. Aynı koşul bölüm tarafından verilecek parçalar için de geçerlidir.

3.      Hazırlanan sahnede vazgeçilemeyecek ölçüde gerekli olan kostüm, aksesuvar vb. eşyaları aday yanında getirir.

4.      Tiyatro-Sanat Kültürü sınavı için adayların yanlarında kurşun kalem, silgi ve kalem açacağı getirmeleri gerekmektedir.

 

 

- DRAMATİK YAZARLIK ANASANAT DALI

 

Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı’na başvuracak adaylar için ÖSS’den en az 165 puan almış olması ön koşuldur. Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı’na 2008-09 Eğitim-Öğretim yılında 5 öğrenci alınacaktır.

Sınava girecek adayların yanlarında kurşun kalem, silgi ve kalem açacağı getirmesi gerekmektedir.

Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı Özel Yetenek Sınavı  dört bölümden oluşur.

            a)- Yazılı İfade Becerisi ve Yazım Kuralları: (4 Eylül Perş.)

 Adaydan Sınav Jürisince belirlenmiş bir özdeyiş, deyim ya da atasözünden yola çıkarak veya belirlenen bir tema üzerine bir kompozisyon yazması istenir. Bu sınavda adayın Türkçe yazım kuralları ve yazılı ifade becerisi değerlendirilecektir. Yazılı sınav adayın ismi kapalı olmak şartıyla ve değerlendirme de aynı şekilde yapılır. Jüri tarafından sınav kağıtları değerlendirilir. Bu sınavın son değerlendirme notuna katkısı yüzde 20 oranındadır.   

b)- Yaratıcı Yazarlık Sınavı: (4 Eylül Perş.)

 Yazar adayının düş gücünü, yaratıcılığını, ana dilini kullanımını, nedensellik, kurgulama ve diyalog yazma becerisini sınamaya yönelik bir yazılı doğaçlama sınavıdır. Jüri tarafından belirlenen bir kelime dizini ya da bir fotoğraf veya bir şiir, yazılı doğaçlamaya uygun bir söz ya da konudan yola çıkılarak adaydan bir oyun metni oluşturması istenir. Sınav ve notlandırma Dramatik Yazarlık Jürisi tarafından ve adayın ismi kapalı olmak şartıyla yapılır. Son değerlendirmeye katkısı yüzde 40 oranındadır.           

c)- Tiyatroya İlgi ve Genel Kültür Sınavı: (5 Eylül Cuma)

Bu bölümde aday, tiyatro kültür birikiminin veya genel kültürünün ölçüldüğü bir sınava tâbi tutulur. Bu sınav sonucunun tam puana katkısı yüzde 20 oranındadır.

 d)- Mülakât Sınavı: (5 Eylül Cuma)

Adayın bireysel özelliklerini tanımaya ve hedeflerini öğrenmeye yönelik bir mülakât sınavından oluşur. Mülakât yine Sınav Jürisi’nce yapılır. Jüri üyeleri dilerse, ilk iki bölüme dair ek sorular da sorabilir. Bu sınavın son değerlendirmeye katkısı yüzde 20  oranındadır.

Dördüncü bölümün sonucunda, 0.05 oranında ÖSS Katkı Puanı ve 0.05 oranında Orta Öğretim Başarı Puanın da etkisi olacaktır. Son değerlendirme yapılır ve başarılı olanlar aynı gün ilan edilir. İlk beş kişi Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı’na kesin kayıt yaptırmaya hak kazanır.

            Sınava girecek adayların yanlarında kurşun kalem, silgi ve kalem açacağı getirmesi gerekmektedir.

 

                       

Bilgi için Telefon No : 0224.5431015-1016

                     Faks No: 0224.5431080         

Adres: Uludağ Üniversitesi,

             Güzel Sanatlar Fakültesi

             Sahne Sanatları Bölümü

             Şükrü Çavuş Mah., Su Deposu Cad.

                         No: 29

             16940, Mudanya-BURSA

 

 

 

T.C.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ

Sahne Sanatları Bölümü-Oyunculuk Anasanat Dalı

ÖZEL YETENEK SINAVI PARÇALARI

 

 

 

 

ERKEK OYUNCU ADAYI İÇİN:

 

İVANOV- (Yalnız) Kötü, zavallı, değersiz bir adamım ben. Bana ancak Paşa gibi zavallı, ayyaş, bitik biri sevgi, saygı duyabilir. Tanrım nasıl hor görüyorum kendimi! Nasıl derin bir tiksinti duyuyorum kendi sesimden, kendi adımlarımdan, kendi ellerimden, giysilerimden, düşüncelerimden. Fakat ne kadar gülünç, ne kadar onur kırıcı! Daha bir yıl öncesine kadar sağlıklı, güçlü, dinç, çalışkan ve ateşli bir adamdım; işte bu ellerimle çalışıyordum.(…) Çalışma masasının arkasında iki şafak boyunca, ruhu şiirlerle eğlendirerek oturulan sessiz gecelerin çekiciliğini ve güzelliğini biliyordum. İnançlarım vardı. Öz anamın gözlerine bakar gibi bakabiliyordum gelecek günlere… Ama şimdi, Tanrım! Yoruldum, inançlarım yok oldu. (…) Beynim, ayaklarım, ellerim kendi başlarına çalışır oldular. Evim barkım yıkılıyor,  balta vuruşları altında çatırdıyor. (Ağlar) Toprağım öksüz çocuklar gibi bakıyor yüzüme. Beklediğim, üzüldüğüm hiçbir şey yok, ruhum gelecek karşısında dehşetle titriyor… Ya Sara? Onu sonuna kadar seveceğime yemin etmiş, zavallıya mutluluktan söz etmiş, gözleri önüne düşünde bile göremeyeceği bir gelecek sermiştim. İnandı bana. Bütün bu beş yıl boyunca kurbanlarının ağırlığı altında onun nasıl sararıp solduğunu, vicdanıyla yaptığı savaş sonunda nasıl hasta düştüğünü gördüm. Fakat Tanrı tanıktır ki ne sitem etti, ne de yan baktı bir kerecik olsun!... Ben… bense soğudum ondan… Nasıl? Neden? Niçin? Anlayamıyorum. İşte acı çekiyor, günleri sayılı, bense aşağılık bir korkak gibi onun solgun yüzünden, çökük göğsünden, yalvaran gözlerinden kaçıyorum… Utanılacak şey, utanılacak şey!.. (Susar) Saşa’ya, kızcağıza dokunuyor benim mutsuzluğum. Bana, neredeyse bir moruğa, aşktan söz ediyor ve ben bir anda kendimden geçip her şeyi unutuyorum, sanki büyülenmiş gibi bağırıyorum: “Yeni bir hayat! Mutluluk!” Fakat aradan bir gün geçer geçmez bu yeni hayata, bu mutluluğa, cinlere inandığım kadar inanmaya başlıyorum. Ne oluyor bana? Bu güçsüzlüğüm nereden geliyor? Sinirlerime ne oldu? Zavallı hasta karım azıcık iğneli bir söz söylemesin, hizmetçi canımı sıkmaya görsün, ya da tüfeğim ateş almasın; nasıl da, nasıl da kötü, aykırı bir adam olup çıkıveriyorum! En iyisi, alnıma bir kurşun sıkıp… 

 

                                                                                           

İVANOV

                                                                                            Yazan: Anton ÇEHOV

                                                                                            Çev: Ataol BEHRAMOĞLU

                                                                                            (Bilgi Yayınevi, I.B., Ankara 1967)

 

 

 

 

 

HARPAGON- Yetişin! Hırsız var! Yakalayın! Adam öldürüyorlar! Can kurtaran yok mu? Hak, adalet nerede? Allah yok mu? Vurdular! Canımı aldılar! Gırtlağımı kestiler! Paramı çaldılar, paramı! Kim aldı, kim? Ne oldu? Nerede? Nereye saklandı? Ne yapayım? Nasıl bulayım? Nereye koşayım? Nereye koşmayayım? Şurada mı acaba? Burada mı yoksa? Kim o? Dur! Yakaladım. Ver paralarımı haydut! Eyvah! Benmişim yakaladığım. Neredeyim, bilmiyorum ki! Ben kimim? Ne yapıyorum? Bilmiyorum. Oldu bana olanlar! Param! Zavallı paracığım! Canım, sevgilim benim! Aldılar elimden seni! Sen olmayınca ben neye sığınırım artık, neyle avunur, neyle sevinirim? Her şey bitti benim için; dünyada yapacak işim kalmadı benim! Sensiz ne yaparım, nasıl yaşarım? Olacak şey mi? Yaptılar bana yapacaklarını! Dayanamam bu acıya, ölüyorum; öldüm, gömdüler beni! Diriltmek isteyen yok mu beni; versin paracıklarımı geri ya da kimin olduğunu söylesin. Ne var? Ne diyorsunuz? Kimse yokmuş. Bu işi yapan bir hayli pusuda beklemiş, fırsat kollamış olmalı; ben tam o yezit oğlumla konuşurken yapmış yapacağını. Haydi durma git. Git, adalete başvur; sorguya çektir bütün evi: Hizmetçi kadınları, uşakları, oğlunu, kızını, hatta kendini, kendini bile! Nedir bu kalabalık? Ne diye toplanmışlar buraya? Kimin yüzüne baksam kuşku sarıyor içimi? Hepsi hırsızmış gibi geliyor bana. Ne o? Ne konuşuyorlar orada? Hırsızı mı görmüşler? Nedir o yukarıdaki gürültü? Hırsız orada mı  yoksa? Ne olur, söylesin bir gören varsa, Allah rızası için söylesin! Aranızda mı saklı orada? Hepsi bana bakıp bakıp gülüyor. Görürsünüz, hepsinin parmağı var bu hırsızlıkta. Haydi, gelsin çabuk candarmalar, polisler, tüfekler, hâkimler, mahkemeler, işkenceler, darağaçları, cellatlar! Astıracağım. Yine de paramı bulamazsam kendi kendimi asacağım!

 

 

 

                                                                                               CİMRİ

                                                                                               Yazan: MOLIERE

                                                                                               Çev: Sabahattin EYÜBOĞLU

                                                                                               (Remzi Kitabevi, 3. B. İst. 1974)

 

 

 

 

 

 

 

KADIN OYUNCU ADAYI İÇİN:

 

 

GELİN  -     Bırak vursun. Beni öldürsün diye geldim buraya, beni onlarla birlikte kaldırsınlar diye. (Ana’ya) Ama onun elleriyle değil, kancalarla, orakla, hem de zor kullanarak, kemiklerimi kırasıya. Bırak vursun! Bilsin ki ben temizim; bilsin ki ben çılgın olabilirim, ama göğüslerinin aklığını hiçbir erkeğe açmamış bir kız olarak gömebilirler beni… (…) Ötekiyle kaçtım. Kaçtım! (Acılı) Sen olsan sen de giderdin. İçi dışı yarayla dolu, arzudan yanıp tutuşan bir kadındım ben; oğlun da, kendisinden çocuklar, toprak, sağlık umduğum bir avuç suydu; ama öteki, çalılıklarla tıkalı, karanlık bir ırmaktı, sazların fısıltısını, mırıltısını getiriyordu bana. Soğuk sudan bir küçük çocuğa benzeyen oğluna uydum ben de; ötekiyse yüzlerce kuş saldı üstüme, bu kuşlar yolumu tuttular, beyaz beyaz kırağı bıraktılar yaralarım üzerinde, zavallı, sararıp solmuş bir kadının, ateşle okşanmış bir kızın yaraları üzerinde. İstemezdim, unutma ki ben de istemezdim! Oğlun benim yazgımdı, ona ihanet etmiş değilim; ama ötekinin, denizin çekmesi, boğanın itmesi gibi sürüklüyordu beni, her zaman sürükleyecekti, her zaman, her zaman; kocamış bir kadın olsam da, oğullarımın oğulları saçlarımdan tutsa da!

                     Haydi al öcünü, işte karşındayım! Bak boynum ne yumuşak; bahçendeki bir yıldız çiçeğini koparmaktan daha az zahmet ister. Ama onurumla oynama! Temizim ben, yeni doğmuş bir kız kadar temiz. Sana bunu ispat edecek kadar da güçlü. Yak ateşi, elimizi içine sokalım; sen oğlun adına, ben de vücudum adına. Elini ilk çeken sen olacaksın…

 

                                                                                               KANLI DÜĞÜN

                                                                                               Yazan: Federico G. LORCA

                                                                                               Çev: Turan OFLAZOĞLU

                                                                                                        Tahsin SARAÇ

                                                                                              (Adam Yayınları, I.B. İst. 1982)

 

 

 

YALNIZ K-Signora, Signora… Günaydın! Ne zamandan beri karşıda oturuyorsunuz. Taşındığınızı fark etmedim bile. Hep boş zannediyordum. Memnun oldum…(Bağırır) “Memnun oldum” diyorum, duymuyor musunuz? Ha… haklısınızradyo…bir dakika hemen kapatıyorum. (Devam eder) Kusura bakmayın… Evde yalnızken radyoyu sonuna kadar açmazsam, kendimi asmak geliyor içimden… Bu odada hep açık duran bir pikap var. (Kapıyı açmaya gider) Duyuyor musunuz? (Müzik sesi duyulur sonra kapıyı yeniden kapatır) Mutfakta da bir kaset teyp. (Bir başka kapıyı açar. Kapar.) Duydunuz mu? Böyle olunca evin içinde nereye gidersem gideyim kendimi hiç yalnız hissetmiyorum…(Masanın yanına gider, erkek gömleği ütüler.) Yoo, yatak odasında yok… daha neler (cık cık) orda televizyon var… hep açık durur… sesi de açık… Gürültü olsun yeter… Beni yalnızlıktan kurtarıyor… Siz ne yapıyorsunuz yalnızlık çekmemek için? Haaa oğlunuz var… Ne şans… Ay… ne aptalım benim de bir oğlum var, hatta benim iki tane var… Biri büyük biri küçük. Kocam benim hiçbir şeyimi eksik etmez…Benim her şeyim var… Şeylerim var… buzdolabım var… Biliyorum herkesin buzdolabı var ama (önemseyerek) benimki buzları yuvarlak yuvarlak yapıyor. Sonra çamaşır makinem var… 24 silindirli… Sonra düdükle tencerem var… Sonra mikser, mikserim var… Her odada müziğim var. Daha ne isterim… Eninde sonunda yalnız bir kadınım… Hımmvardı, yani geliyordu, gündelikçi… kaçtı, sonra bir başkası geldi o da kaçtı… Efendim? Yoohayır benim yüzümden değil… Şeyy (Sinirli) Kayınbiraderim yüzünden…. Şey…elliyorelliyordu yani… tam da oralarını… (trak) Siz bir bilseniz, kayın biraderim de bir el var… Allahtan sadece bir tane var. Yok canım ne sandınız Kaza… bir araba kazası… düşünün daha otuz yaşında… (bu konuşma esnasında pencere önündeki tabureye oturmuştur, komşuyla yüz yüze gelecek şekilde) Baştan aşağı alçıda, oturur durumda alçıya aldılar… rahat etsin diye… Yemek yemesi ve nefes alması için küçük bir delik bıraktılar, konuşamıyor da bir şeyler geveliyor. Gözleri de sağlam onun için gözlerini alçıya almadılar, dışarıda bıraktılar, sonra o elini de dışarıda bıraktılar o da sağlam… Bir de şeyi sağlam, nasıl denir… (şaşkındır). Daha yeni tanıştık, hakkımda yanlış düşünmenizi istemem, yani… şeyi sağlam kaldı… orasıhem de nasıl sağlam… Biraz fazla sağlam… Aklı hep orada…Odası ağzına kadar o iğrenç, porno dergilerle dolu…Bilirsiniz ya o çeşitli pozisyonlardaki çıplak kadın resimleri olan dergiler… Rahatsız durumlarda… Sanki kasapların el ilanlarından alınmış gibi… Bu resimlerden biri elime geçerse o gün biftek pişiremiyorum, midem bulanıyor… İşte böyle, kadınlar kaçınca kayınbiraderimle ben ilgilenmek zorunda kaldım. Kocam için… (Telefon çalar) Ah, kocam olacak… hep bu saatlerde arar beni, özür dilerim bir dakika…(Telefona gider) Alo? Evet… Nee?  Git işine bok herif !!! (Telefonu kapatır. Utanmıştır. Komşuya tebessüm eder) Ah çok affedersiniz… ben aslında hiç kötü söz kullanmam ama bazen kaşınıyorlar…(İşine devam eder.) Domuzun teki… günde iki üç… bin  kere telefon eder.Öylesine iğrenç sözler söyler ki, hani o sözlerden sözlükte bile bulamazsınız! (Telefon yeniden çalar) Bak gene o… Ağzını bile açamayacak bu kez… Dinle domuz… Seni uyarıyorum telefon polis tarafından dinleniyor. (Ses tonu yumuşar) Ciao. (Komşuya) Kocam… Seninle ilgisi yok canım sandım ki… bir adam durmadan arayıp seni soruyor… korkunç kötü sözler söylüyor… Sana kızgın… çok… diyor ki…ona borcun varmış… (Ses tonu değişir) Ben de korkutmak için polisten söz ettim… Evet… evdeyimAldo, sana yemin ederim ki evdeyim… (Komşuya) Signora, görüyor musunuz şu kocamı… Alo… Hayır kimseyle konuşmuyorum… Evet, signora dedim, ama… ben arada kendimi  “signora” diye çağırırım. Hayır evde kimse yok… Kardeşin var ama burada değil, içerde o filmleri seyrediyor. Evet bebek uyuyor, evet mamasını verdim, evet çişini yaptırdım, evet kardeşinin de çişini yaptırdım… (Kontrollü) Kim sinirli… Diyorum ki için rahat olsun evde herkes çişini yaptı… Ciao, evet…hayır…hayır çok neşeliyim… (Bağırır, çok sinirlidir) Çok çok neşeliyim… Aldo çok neşeliyim… (Bağırır) Burada bir yandan ütü yapıyordum bir yandan da gülüyordum… Çok neşeliyim… (Telefonu kapatır ve telefona karşı bir çığlık atar. Komşuya bakar ve tebessüm eder ve sinirlerine hakim olur.) Gördünüz mü? Yalan söylemek zorunda kaldım…

 

                         

                                                                                                   YALNIZ KADIN

                                                                                                   Yazan: Dario FO

                                                                                                   Çev: Füsun DEMİREL

                                                                                                   (Boyut Tiyatro, I.B., İst. 1992)